Bu içeriğimizin sonuna geldik. Civanlarinsaat olarak “İsim tamlamaları ayrı mı yazılır” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
İsim tamlamaları ayrı mı yazılır? Bir defterin kenarına sıkışmış hatıralar
Merhaba! Civanlarinsaat sayfasının bu haftaki konusu “İsim tamlamaları ayrı mı yazılır”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve neredeyse her şeyi defterlere yazıyorum. Duygularımı, kırıldığım anları, birinin bana nasıl baktığını, bazen de sadece yağmurun nasıl koktuğunu… Ama en çok da kelimeleri yazıyorum. Çünkü kelimeler beni sakinleştiriyor. Özellikle de kafamın en çok karıştığı zamanlarda.
Son zamanlarda zihnimde dönüp duran bir soru var: “İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?”
Bunu düşündüğümde sadece bir dil bilgisi kuralını hatırlamıyorum. İçimde eski bir sınıfın kokusu, tebeşir tozu, tahtaya kalkarken titreyen ellerim ve yanlış cevap verdiğimde kulağımda yankılanan o küçük utanç hissi var.
İlk hatıra: Tahtanın önünde donup kaldığım an
İlkokul dördüncü sınıftaydım. Öğretmenimiz sert ama adaletliydi. Dil bilgisi konularını anlatırken gözleri tahtayı değil, sanki hepimizi tek tek görürdü.
O gün “tamlamalar” konusuna geçmiştik. Defterimin kenarına büyük harflerle yazmıştım: İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?
Sanki bu soru benim hayatımın geri kalanını belirleyecekmiş gibi hissediyordum. O kadar ciddiye almıştım.
Öğretmen bana söz verdiğinde kalbim deli gibi atmaya başlamıştı. Cevabı biliyor gibi hissediyordum ama ağzımdan çıkan cümle birbirine girdi.
“Öğretmenim… isim tamlamaları… ayrı mı yazılır… yoksa…”
O an sınıfta bir sessizlik oldu. Sonra birkaç kişi kıkırdadı. Yüzüm yandı. O anı hâlâ hatırladığımda içimde küçük bir hayal kırıklığı büyür. Sanki sadece bir soruyu yanlış cevaplamamıştım da, kendimi yanlış ifade etmişim gibi.
Öğretmenim sert bir sesle “dikkat et” dedi ve doğru cevabı tahtaya yazdı. Ama ben tahtaya değil, yere bakıyordum.
O gün defterime şunu yazmışım:
“Yanlış cevap verince insan küçülüyor.”
Kayseri’de bugüne dönüş: Aynı soru, farklı bir hayat
Şimdi Kayseri’de küçük bir evde yaşıyorum. Penceremden görünen şey büyük binalar değil, akşamları sessizleşen bir mahalle. Çalışıyorum, yaşıyorum, bazen gülüyorum ama çoğu zaman içimde bir şeyleri toparlamaya çalışıyorum.
Geçen gün bir çocukluk arkadaşım mesaj attı. Eski defterlerinden birini bulmuş. İçinde benim yazdığım cümleler varmış. Fotoğrafını gönderdi.
Bir sayfada büyük harflerle şunu yazmışım:
“İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?”
O an içime tuhaf bir şey doldu. Hem gülümsedim hem de boğazım düğümlendi. Çünkü o soru artık sadece bir ders konusu değil, sanki yıllar boyunca içimde taşıdığım bir takıntıya dönüşmüştü.
Bir insanın kendine sorduğu sorular
Bazen düşünüyorum: Neden bazı cümleler bu kadar içimize kazınıyor?
“İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?” sorusu benim için sadece bir kural değil. Aynı zamanda şu anlama geliyor gibi:
“Doğru muyum, yanlış mıyım?”
Belki de bu yüzden bu kadar büyüyor içimde.
Üniversite yıllarında bile bu soru peşimi bırakmadı. Bir sınavda yine çıktı. O an kalemimi tutarken elim titredi. Sanki sadece bir dil bilgisi sorusu değil, geçmişim de o kağıdın içindeydi.
Yanlış yapmadım ama doğru yapıp yapmadığımı bile hatırlamıyorum. Çünkü o sırada aklımda tek şey vardı: geçmişte tahtanın önünde yaşadığım o utanç.
Bir dostun cümlesi her şeyi değiştiriyor
Geçen hafta bir arkadaşım vardı, Ece. Akşam çay içerken bana güldü.
“Sen hâlâ mı bunu düşünüyorsun?” dedi.
Ben de “Evet” dedim. “Çünkü isim tamlamaları ayrı mı yazılır diye sorduğumda hâlâ o sınıfa dönüyorum.”
Bana uzun uzun baktı. Sonra çok sakin bir sesle şöyle dedi:
“Belki de mesele yazım değil, kendine nasıl baktığın.”
O cümle içime oturdu. Ama kötü değil. Aksine, uzun zamandır hissetmediğim bir rahatlık gibi.
Günlüklerim ve içimdeki çocuk
Her gece defterime yazıyorum. Bazen sadece birkaç cümle:
“Bugün yoruldum.”
“Bugün kendimi küçük hissettim.”
“Bugün biraz daha büyüdüm.”
Ve bazen tekrar aynı soru çıkıyor karşıma: İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?
Ama artık bu soruya farklı bakıyorum. Artık bu soru beni utandırmıyor. Sanki içimdeki çocuğun hâlâ öğrenmeye çalıştığını hatırlatıyor.
O çocuk yanlış yapmaktan korkuyor ama aynı zamanda doğruyu bulmak için hâlâ çabalıyor.
Bir sınıfın içinden geçen yıllar
Geçen ay eski okuluma yakın bir yerden geçtim. Bahçe kapısından içeri bakmadım bile. Çünkü içeri girsem sanki o küçük çocuk yeniden orada olacakmış gibi hissettim.
Ama sonra durdum.
Kendi kendime şunu söyledim:
“Artık o sınıfta değilim.”
Yine de içimde bir ses hâlâ soruyor: isim tamlamaları ayrı mı yazılır?
Bu sorunun peşinden koşarken aslında kendi geçmişimin peşinden koştuğumu fark ediyorum.
Hayal kırıklığıyla büyümek
Hayal kırıklığı bazen insanın içini büyütüyor. Ben bunu geç fark ettim.
Yanlış cevap verdiğim o gün, aslında sadece bir ders değil, kendime olan güvenim de kırılmıştı. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
O kırılma olmasaydı, bugün bu kadar çok yazmayacaktım.
Çünkü yazmak, biraz da kendini yeniden kurmak gibi.
Ve ben her defasında defterime yazarken, o eski soruyu da yanımda taşıyorum: isim tamlamaları ayrı mı yazılır?
Küçük bir umut
Geçen gün annem mutfakta bana seslendi. “Ne yazıyorsun yine?” dedi.
“Bir şeyler düşünüyorum” dedim.
Geldi, defterime baktı ama okumadı. Sadece “çok yazıyorsun ama iyi geliyorsa yaz” dedi.
O an içimde bir şey hafifledi. Belki de onaylanmak değil, anlaşılmak ihtiyacıdır bu.
Ve belki de hayatın en basit cevapları, en karmaşık soruların içinde saklıdır.
Son düşünce: Bir sorudan fazlası
Şimdi bu satırları yazarken yine aynı cümle geliyor aklıma: İsim tamlamaları ayrı mı yazılır?
Ama artık bu soru bana korku değil, bir yolculuk hissi veriyor. Bir yanlışın içinden geçen bir öğrenme hali gibi.
Belki de mesele hiç yazım kuralı olmadı. Belki mesele, kendimize ne kadar sert ya da ne kadar şefkatli davrandığımızdı.
Ben hâlâ öğreniyorum. Hâlâ bazen yanlış hissediyorum. Ama artık yanlış olmanın da bir parça insan olmak olduğunu kabul ediyorum.
Defterimi kapatırken içimde küçük bir şey kalıyor: umut.
Ve o umut bana şunu fısıldıyor:
Her soru, insanı biraz daha kendine yaklaştırabilir.
Benzer Konular: İnşai işlem nedir örnek ?