Bu yazıda Civanlarinsaat olarak Birine içerlemek ne demek konusunu baştan sona inceleyip düzenli biçimde sunuyoruz.
Birine İçerlemek Ne Demek? Psikolojik Açıdan İçerlemenin Bilişsel, Duygusal ve Sosyal Boyutları
İnsan davranışlarının ardındaki görünmeyen süreçleri düşündüğümde beni en çok şaşırtan konulardan biri, küçük görünen duyguların aslında zihnimizde ne kadar büyük yer kaplayabildiğidir. Bir arkadaşın beklenmedik bir sözü, bir yakının ilgisiz tavrı ya da değer verdiğimiz birinin bizi fark etmemesi bazen günlerce zihnimizde dolaşabilir. Dışarıdan bakıldığında basit bir kırgınlık gibi görünen bu durum, içeride oldukça karmaşık bilişsel ve duygusal süreçlerin birleşimidir.
“Birine içerlemek ne demek?” sorusu aslında yalnızca bir duygu tanımı değildir. İçerlemek; kişinin yaşadığı bir davranışı, sözü veya ihmali kendisiyle ilişkili bir anlam taşıdığı şeklinde yorumlaması ve bu yorumun sonucunda kırgınlık, kızgınlık, hayal kırıklığı veya değersizlik hisleri yaşamasıdır.
İçerleme çoğu zaman açık bir öfke patlaması şeklinde ortaya çıkmaz. Daha sessiz ilerleyebilir. Kişi konuşmayı azaltabilir, mesafe koyabilir, karşı tarafın davranışlarını tekrar tekrar düşünebilir. Bu nedenle içerlemek, insan ilişkilerinde hem görünür hem de gizli bir psikolojik süreçtir.
İçerlemek Psikolojide Nasıl Açıklanır?
İçerleme, psikolojide çoğunlukla kırgınlık, alınma, kızgınlık, hayal kırıklığı, reddedilme hassasiyeti ve ruminasyon (tekrarlayıcı düşünme) kavramlarıyla ilişkilendirilir.
Bir kişinin içerlemesi için yalnızca bir olay yaşanması yeterli değildir. Asıl belirleyici olan, kişinin bu olaya verdiği anlamdır.
Örneğin iki kişi aynı davranışla karşılaşabilir:
Biri “Yoğun olduğu için cevap vermedi” diye düşünebilir.
Diğeri “Beni önemsemiyor” şeklinde yorumlayabilir.
Olay aynıdır ancak duygusal sonuç farklıdır.
Güncel psikoloji araştırmaları, duyguların büyük ölçüde kişinin yaşanan durumu nasıl değerlendirdiğiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bilişsel değerlendirme kuramları üzerine yapılan geniş kapsamlı meta-analizler, insanların olaylara yüklediği anlamların ortaya çıkan duygularla güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
PubMed
Bu nedenle içerlemek yalnızca “bana yapılan şey” ile değil, “bana yapılan şeyin benim için ne ifade ettiği” ile ilgilidir.
Bilişsel Psikoloji Boyutuyla İçerlemek
Zihnimiz Yaşanan Olayı Nasıl Yorumlar?
Bilişsel psikoloji açısından içerleme, bir olayın zihinsel olarak işlenme biçimiyle başlar.
Bir kişi içerlediğinde zihninde genellikle şu tür düşünceler oluşabilir:
“Bunu bana neden yaptı?”
“Demek ki benim değerim yok.”
“Beni gerçekten önemseseydi böyle davranmazdı.”
“Ben onun için aynı şeyi yapmazdım.”
Bu düşünceler bazen gerçekçi değerlendirmeler olabilir, bazen de geçmiş deneyimlerin etkisiyle güçlenmiş bilişsel yorumlar olabilir.
Burada önemli olan nokta, beynin sosyal ilişkileri anlamlandırırken sürekli bir neden-sonuç bağlantısı kurmaya çalışmasıdır. İnsan zihni belirsizliği sevmez. Bir kişinin davranışına açıklama bulamadığında eksik parçaları kendi varsayımlarıyla tamamlayabilir.
İçerleme ve Ruminasyon Döngüsü
İçerleyen kişiler çoğu zaman yaşanan olayı zihinsel olarak tekrar tekrar analiz eder.
“Keşke o anda şöyle söyleseydim.”
“Neden böyle davrandı?”
“Acaba başından beri böyle miydi?”
Bu düşünce döngüsü bazen çözüm arama gibi görünse de uzun sürdüğünde duygusal yükü artırabilir.
Ruminasyon ve reddedilme hassasiyeti arasındaki ilişkiyi inceleyen bir meta-analiz, bu iki süreç arasında anlamlı bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar, sürekli olumsuz düşünme eğiliminin ve sosyal reddedilmeye karşı aşırı duyarlılığın birbirini besleyebileceğini belirtmektedir.
Wiley Online Library
Kendime şu soruyu sormak faydalı olabilir:
“Ben gerçekten yaşanan olayı mı düşünüyorum, yoksa o olayın bende oluşturduğu anlamı mı tekrar tekrar yaşıyorum?”
Bilişsel Çarpıtmaların Rolü
İçerleme sırasında bazı bilişsel çarpıtmalar ortaya çıkabilir:
Kişiselleştirme
Karşı tarafın davranışını tamamen kendimizle ilgili görmek.
Örneğin bir arkadaşın geç cevap vermesini doğrudan “beni önemsemiyor” şeklinde yorumlamak.
Zihin Okuma
Karşımızdaki kişinin niyetini kesin olarak bildiğimizi düşünmek.
“Bunu bilerek yaptı.”
“Beni kırmak istedi.”
Genelleştirme
Tek bir olaydan büyük sonuçlar çıkarmak.
“Bunu yaptıysa zaten hiçbir zaman değer vermemiştir.”
Bu düşünceler her zaman yanlış değildir. Bazen gerçekten bir kişinin davranışı ilgisizlik göstergesi olabilir. Psikolojik açıdan önemli olan nokta, otomatik yorum ile gerçek kanıt arasındaki farkı görebilmektir.
Duygusal Psikoloji Boyutuyla İçerlemek
İçerlemenin Altında Hangi Duygular Vardır?
İçerlemek çoğunlukla tek bir duygudan oluşmaz. İçinde birçok farklı duygu bulunabilir:
Üzüntü
Kızgınlık
Hayal kırıklığı
Değersizlik hissi
Özlem
Beklentinin boşa çıkması
Bazı durumlarda kişi aslında kızgın olduğunu düşünür ancak temel duygunun kırılmak veya önemsenmemek olduğunu fark eder.
Örneğin bir insan “Bana saygısızlık yaptı” dediğinde, bunun altında bazen “Benim değerimi görmedi” hissi olabilir.
Bu noktada duygusal zekâ önemli bir rol oynar. Kişinin kendi duygusunu tanıyabilmesi, onu bastırmadan anlamlandırabilmesi ve uygun şekilde ifade edebilmesi ilişkilerin kalitesini etkiler.
Duygusal zekâsı gelişmiş kişiler genellikle “Ben neden böyle hissediyorum?” sorusunu sorarak duygunun kaynağına ulaşmaya çalışır.
İçerlemek ve Bastırılmış Duygular
Bazı insanlar içerlediğinde bunu açıkça ifade etmek yerine içine atar.
“Boş ver.”
“Önemli değil.”
“Takılmadım.”
gibi ifadeler kullanabilirler.
Ancak ifade edilmeyen duygular tamamen ortadan kalkmayabilir. Zaman içinde mesafe koyma, soğuk davranma veya pasif agresif tepkiler şeklinde ortaya çıkabilir.
Öte yandan her duyguyu anında dile getirmek de her zaman sağlıklı değildir. Psikolojideki ilginç çelişkilerden biri burada ortaya çıkar: Duyguları ifade etmek genellikle faydalı görülse de, kontrolsüz ve yoğun biçimde dışa vurmak ilişkileri daha fazla zorlayabilir.
Önemli olan duyguyu yok saymak değil, düzenleyebilmektir.
Sosyal Psikoloji Boyutuyla İçerlemek
6
İçerleme Bir Sosyal Bağ Meselesidir
İnsan sosyal bir varlıktır. Kabul edilmek, değer görmek ve ait hissetmek temel psikolojik ihtiyaçlar arasında yer alır.
Bu nedenle içerleme çoğu zaman ilişkisel bir yaralanmadır.
Bir kişinin içerlemesi genellikle şu sorular etrafında şekillenir:
“Ben bu ilişkide önemli miyim?”
“Bana diğer insanlara davrandığı gibi mi davranıyor?”
“Verdiğim değerin karşılığını alıyor muyum?”
Sosyal psikolojide göreli yoksunluk yaklaşımı, kişinin kendisini başkalarıyla veya beklentileriyle kıyasladığında adaletsizlik ve kızgınlık hissedebileceğini açıklar. Bu alan üzerine yapılan meta-analitik çalışmalar, kişinin kendisini daha kötü durumda algılamasının öfke ve içerleme gibi duygularla bağlantılı olabileceğini göstermiştir.
PubMed
Sosyal Etkileşim ve Beklentiler
İçerlemenin önemli bir nedeni de karşılanmayan beklentilerdir.
Bir arkadaşınızın doğum gününüzü hatırlamasını bekliyorsanız ve hatırlamazsa, olay sadece “unutmak” değildir. Zihniniz bunu şu şekilde yorumlayabilir:
“Benim için önemli olan bir şey onun için önemli değil.”
Burada sorun bazen davranıştan çok beklentiler arasındaki farktır.
Kendi ilişkilerimizi değerlendirirken şu sorular üzerinde düşünmek yararlı olabilir:
Karşımdaki kişiden beklediğim şey açıkça ifade edilmiş miydi?
Onun davranışını kendi ihtiyaçlarıma göre mi yorumluyorum?
Aynı davranışı ben yapsaydım nasıl açıklardım?
Vaka Örnekleri Üzerinden İçerleme Süreci
Örnek 1: Arkadaşlıkta İçerleme
Bir kişi yakın arkadaşının önemli bir kararını kendisiyle paylaşmadığını fark eder.
İlk düşüncesi:
“Demek ki bana güvenmiyor.”
Ancak daha sonra arkadaşının herkese aynı şekilde davrandığını ve karar verme sürecinde içine kapandığını öğrenir.
Burada içerlemeyi oluşturan şey olay değil, olayın ilk yorumudur.
Örnek 2: Aile İlişkilerinde İçerleme
Bir aile üyesi sürekli eleştirildiğini hissedebilir.
Zamanla küçük yorumlar bile büyük kırgınlıklara dönüşebilir.
Çünkü geçmiş deneyimler yeni olayların algılanma biçimini etkiler.
Psikolojik araştırmalar, insanların sosyal deneyimleri değerlendirirken geçmiş ilişkilerinden ve öğrenilmiş beklentilerinden etkilendiğini göstermektedir.
İçerlemek Zararlı Bir Duygu Mudur?
İçerlemek her zaman olumsuz değildir.
Bazen içerleme bize önemli bir mesaj verir:
“Bir sınırım ihlal edildi.”
“Bir ihtiyacım karşılanmadı.”
“Bu ilişkide kendimi iyi hissetmiyorum.”
Sorun, içerlemenin kalıcı bir kimliğe dönüşmesidir.
Sürekli geçmiş kırgınlıklarla yaşamak kişinin hem kendi ruhsal enerjisini hem de ilişkilerini tüketebilir.
Affetme süreçleri üzerine yapılan sistematik inceleme ve meta-analizler, affetmeye yönelik psikolojik yaklaşımların öfke, stres ve psikolojik sıkıntı üzerinde azaltıcı etkiler gösterebildiğini ortaya koymuştur. Ancak affetmenin yaşanan olayı önemsizleştirmek veya sınırları kaldırmak anlamına gelmediği de vurgulanmaktadır.
Sage Journals
İçerlemeyi Anlamak İçin Kendimize Sorabileceğimiz Sorular
Birine içerlediğimizde şu sorular bize yol gösterebilir:
Beni asıl inciten davranış mı, yoksa davranışın anlamı mı?
Karşı taraf gerçekten beni değersiz mi gördü, yoksa ben böyle mi hissettim?
Bu kırgınlığı ne kadar zamandır taşıyorum?
Bu duygu bana ne anlatmaya çalışıyor?
İlişkimi korumak mı istiyorum, yoksa kendimi korumak mı?
Bu soruların kesin cevapları olmayabilir. Zaten psikolojinin en ilginç taraflarından biri de insan davranışlarının tek bir nedene indirgenememesidir.
Sonuç: İçerlemek İnsan Olmanın Bir Parçasıdır
Birine içerlemek, yalnızca alınmak veya küsmek değildir. İçerlemek; beklentilerimizin, geçmiş deneyimlerimizin, değer algımızın ve sosyal bağlarımızın birleştiği karmaşık bir psikolojik süreçtir.
Bazen içerlemek bize bir ilişkide eksik kalan noktayı gösterir. Bazen ise zihnimizin geçmiş yaraları bugünkü olayların üzerine yansıtmasıyla oluşur.
Asıl önemli olan, içerlediğimiz anda kendimizi veya karşı tarafı hemen yargılamak yerine bu duygunun kaynağını anlamaya çalışmaktır.
Çünkü bir duygu bize sadece acı vermek için ortaya çıkmaz. Çoğu zaman bize kendimiz, ihtiyaçlarımız ve ilişkilerimiz hakkında bir şey anlatmaya çalışır.
Bu metinle Birine içerlemek ne demek hakkında genel bir perspektif sunduk ve yazımızı tamamladık.