İçeriğe geç

Mesken nedir hukuk ?

Mesken Nedir Hukuk? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış

Mesken kelimesi, hukuk dilinde sadece bir yaşam alanını tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda birçok sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiği içinde barındıran bir kavramdır. Bu yazıda, meskenin hukuk açısından anlamını, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında nasıl şekillendiğini keşfedeceğiz. Sokakta, işyerinde, toplu taşımada gözlemlediğimiz çeşitli durumlar üzerinden bu soruya cevap arayacağız.

Meskenin Hukuki Tanımı ve Toplumsal Cinsiyet İlişkisi

Hukuki anlamda mesken, bir kişinin yaşadığı, ev olarak belirlenen alanı ifade eder. Ancak bu tanım, toplumsal cinsiyet bağlamında farklı şekillerde algılanabilir. Kadınların, çocukların ve LGBTQ+ bireylerin meskenle olan ilişkisi, sıkça hukuki ve sosyal mücadele alanlarını oluşturur. Örneğin, İstanbul’daki bazı mahallelerde kadınların tek başlarına ev kiralaması, çeşitli toplumsal baskılar nedeniyle zorlayıcı hale gelebiliyor.

Bunu, işyerinden bir örnekle daha da netleştirelim: Bir kadın çalışan, kiralık daire ararken ya da ev sahibiyle sözleşme imzalarken karşılaştığı toplumsal cinsiyetle ilgili önyargılara dair hikâyeler sıklıkla duyulmaktadır. Pek çok ev sahibi, yalnızca kadınları kiracı olarak almak istemez çünkü kadınların tek başlarına yaşadığı evlerde “güvenlik sorunu” olacağına inanır. Bu önyargılar, kadının güvenli yaşam hakkına engel teşkil eder ve aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükler.

Çeşitlilik ve Mesken

Çeşitlilik, farklı kültürlerin, etnik grupların, yaş gruplarının ve cinsel yönelimlerin bir arada yaşadığı bir ortamı ifade eder. Bu bağlamda mesken, sadece bir barınma alanı değil, aynı zamanda kimliklerin ve farklılıkların şekillendiği bir yerdir.

Geçen gün bir arkadaşım, toplu taşımada karşılaştığı bir olayı anlattı: Bir grup öğrenci, evlerini taşımak için taşınma şirketi arayacakken, ev sahibiyle görüşmeleri sırasında yaşadıkları ayrımcılığı paylaştılar. Çeşitli etnik kökenlerden gelen bu öğrenciler, bazı ev sahiplerinin yalnızca belli ırk gruplarını kabul ettiklerini, bazılarının da yalnızca üniversite öğrencilerine veya belirli gelir seviyelerindeki kişilere ev kiraladığını söyledi. Bu durum, çeşitliliğin toplumsal düzeyde hala kabul edilmediğini ve “kimlik temelli ayrımcılığın” meskenin özündeki hukuki yapılarını ne kadar etkilediğini gösteriyor.

Sosyal Adalet Perspektifinden Mesken

Meskenin hukuki bir hakkı temsil etmesinin ötesinde, sosyal adalet bağlamında önemli bir anlamı vardır. Sosyal adalet, herkesin eşit haklarla yaşama şansı bulması gerektiğini savunur. Bu, konut hakkını da kapsar. Ancak maalesef Türkiye’de sosyal adalet, özellikle yoksul kesim için mesken alanında büyük bir engel teşkil etmektedir.

Sokakta gördüğüm örneklerden biri, İstanbul’un farklı semtlerinde kiraların fahiş seviyelere ulaşmasıdır. Orta sınıfın dahi yaşamakta zorlandığı bu semtlerde, yoksul kesimler ve mülteciler için konut bulmak neredeyse imkansız hale geliyor. Aynı zamanda, gecekondu bölgelerinde yaşayan insanlar için resmi bir “mesken” statüsünün olmaması, bu kişilerin hukuki olarak haklarını savunmalarını da engellemektedir. Ev sahibi olmadan, sadece bir gecekonduya sahip olan bir kişi, bu mekânda sosyal adaletin sadece hayalini kurabiliyor.

Hukuki Meskenin Çeşitli Gruplara Etkileri

Hukukun meskenle ilgili düzenlemeleri, farklı grupları farklı şekillerde etkiler. İşte bazı örnekler:

Kadınlar: Kadınların güvenli yaşam alanlarına sahip olmaları, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından oldukça önemlidir. Ancak, genellikle yalnız yaşayan kadınlar, kiralık evlerde güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirler. Bu da, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle doğrudan ilişkilidir.

LGBTQ+ Bireyler: Toplumun kabul ettiği geleneksel aile yapısına uymayan LGBTQ+ bireylerin mesken bulması da ayrı bir mücadeledir. Pek çok ev sahibi, geleneksel değerleri savunarak LGBTQ+ bireylerine ev kiralamayı reddedebilir. Bu, sosyal adaletin ihlali anlamına gelir.

Mülteciler ve Yoksullar: Mültecilerin ve dar gelirli ailelerin mesken edinmesi ise başka bir sorundur. Türkiye’de mültecilerin çoğunluğu, “geçici” statüde yaşamak zorunda kaldığından, genellikle güvenli ve kalıcı bir mesken bulmaları oldukça zordur.

Mesken ve Hukukun Geleceği: Sosyal Adaletin Arayışı

Sonuç olarak, mesken sadece barınma amacıyla kullanılan bir alan değil, aynı zamanda toplumsal yapıların şekillendiği, bireylerin kimlik kazandığı ve haklarını savunduğu bir mekân olmalıdır. Hukukun bu bağlamda nasıl daha adil ve eşitlikçi bir yaklaşım sergileyebileceği, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektiflerinden incelenmelidir.

Bu yazıyı yazarken, İstanbul’da ve diğer şehirlerde karşılaştığım günlük yaşamdan örnekler üzerinden meskenin hukuki, toplumsal ve kültürel boyutlarını anlatmaya çalıştım. Ancak her bireyin mesken deneyimi farklıdır ve bu çeşitlilik, toplumsal adaletin temin edilmesi için yapılması gereken çok iş olduğunu gösteriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://betci.co/vd casino girişilbet.casinoilbet giriş yapamıyorumilbet yeni girişbetexper.xyzelexbet