Mirastan Eşe Düşen Pay Ne Kadar? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Mirastan eşe düşen pay, genellikle hukuki çerçevelerle tanımlanan, ancak toplumda köklü etkiler yaratan bir konudur. Türkiye gibi kültürel ve toplumsal normların etkili olduğu toplumlarda, miras payları yalnızca yasal bir mesele olmaktan çok, eşlerin ve diğer aile üyelerinin hakları, gücü ve toplumsal konumlarıyla da ilişkilidir. Bu yazıda, “Mirastan eşe düşen pay ne kadar?” sorusunu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele alacak, günlük yaşamda karşılaşılan örneklerle konuyu derinlemesine inceleyeceğiz.
Hukuki Çerçeve: Eşe Düşen Pay Ne Kadar?
Türk Medeni Kanunu’na göre, miras payları, vefat eden kişinin mal varlığının paylaşılmasında belirli kurallara dayanır. Eşe düşen pay, evlilik durumuna ve diğer varislerin varlığına göre değişir. Eğer miras bırakanın çocukları ve ebeveynleri hayatta ise, eşin alacağı pay %25 ile %50 arasında değişir. Fakat bu yasal çerçeve, toplumsal pratiklerle her zaman örtüşmeyebilir. Burada devreye toplumsal cinsiyet ve sınıfsal farklar girer.
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri ve Miras Payı
Miras konusu, toplumdaki erkek ve kadınlara biçilen rollerin çok belirgin şekilde hissedildiği bir alan. Türkiye’de ve dünyada pek çok toplumda, kadınların ekonomik hakları sınırlıdır ve bu durum özellikle miras meselesinde kendini gösterir. Kadınların eve iş gücü sağlayan rollerinin, miras paylaşımında pek yeri olmamıştır. Evin hanımı olarak, kadınlar genellikle mal varlıkları üzerinde kısıtlı söz hakkına sahipken, erkekler bu konuda daha fazla hakka sahip olabilmektedirler.
Sokakta veya iş yerinde kadınların ekonomik bağımsızlıkları çoğu zaman sorgulanır. Örneğin, toplu taşıma araçlarında ya da işyerlerinde kadınların, ekonomik olarak daha zayıf bir konumda olduğu varsayılabiliyor. Bir kadın, eşinden ya da ailesinden miras aldığında, toplumda buna yönelik çeşitli tepkilerle karşılaşabiliyor. “Kadınlar para konusunda ne kadar güvenilir?” gibi stereotipler, kadınların miras paylarıyla ilgili algıları da etkileyebilir.
Eşitlik ve Çeşitlilik Perspektifinden Miras Payları
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ötesinde, miras paylaşımı aynı zamanda farklı sosyal sınıfları ve etnik kökenleri de etkiler. Örneğin, daha yüksek sosyoekonomik düzeydeki bireylerin miras payları, düşük gelirli ailelerinkinden farklı bir şekilde dağılabilir. Bu durum sadece miras hukuku açısından değil, aynı zamanda aile içi güç dinamiklerini de etkiler.
Bir örnek üzerinden açıklayacak olursak, İstanbul’da yaşayan bir arkadaşımın ailesiyle yaşadığı miras sorununu hatırlıyorum. Aile, geleneksel bir yapıya sahipti ve erkek çocuklarına daha fazla miras payı verilmesi gerektiği düşünülüyordu. Kadın çocuklar ise, evlilikle birlikte eşlerinin ailesine dahil olurlar ve dolayısıyla miras konusunda “hak sahibi” sayılmazlar. Bu da, sosyal adalet açısından ciddi bir sorundur.
Sosyal Adalet ve Miras
Sosyal adalet, yalnızca bireylerin haklarının korunmasıyla ilgili bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, güç ilişkilerinin ve fırsat eşitliğinin de dikkate alınması gereken bir alan. Kadınların, etnik kökenine bakılmaksızın eşit haklara sahip olması gerektiği bir toplumda, mirastan eşe düşen pay da eşit olmalıdır. Ancak, bu ideal haliyle çoğu zaman gerçekleşmez.
Geçenlerde bir arkadaşımın ailesiyle birlikte katıldığı bir miras paylaşımı sürecini gözlemledim. Ailede bir erkek kardeş ve iki kız kardeş vardı. Erkek kardeş, hem maddi hem de sosyal olarak daha avantajlıydı ve bu durum, miras payının da dengesiz dağıtılmasına yol açtı. “Kadınlar zaten evde oturuyor, erkekler ise dışarıda çalışarak aileyi geçindiriyor” gibi argümanlar, sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de körüklüyordu.
Günlük Hayattan Gözlemler
Toplumdaki eşitsizlikler, sadece hukuki düzeyde değil, günlük yaşamda da kendini gösteriyor. Kadınlar, genellikle ailedeki maddi sorumluluklardan daha fazla sorumlu tutulurken, erkekler daha az sorumluluk alabiliyorlar. Bu durum, miras paylaşımında da etkisini gösteriyor. Kadınların sahip olduğu mülkler ve varlıklar çoğu zaman eşlerinin veya babalarının adı altında olabiliyor. Bu da, mirasın aslında tamamen eşit bir şekilde dağıtılmadığını gösteriyor.
Çeşitliliğin Önemli Bir Etkisi: Etnik ve Sosyal Farklar
Türkiye’deki etnik çeşitliliğin de miras paylaşımındaki etkisi büyüktür. Özellikle köylerden gelen ve kırsalda yaşayan insanlar, genellikle toplumsal normlara sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ailedeki erkek çocuklar, “ailenin onuru” olarak kabul edilirken, kız çocukları çoğu zaman evlilikle birlikte başka bir aileye geçerler. Bu, sadece kadının miras payı üzerinde değil, aynı zamanda toplumsal değerlerde de farklılık yaratır.
Bir arkadaşım, köyünde ailesinin mirasını paylaşırken yaşadığı zorlukları şöyle anlatmıştı: “Kadınlar sadece annelik ve eşlik için var. Bizim mirasımız, babadan oğula geçer, kız çocukları ise bu konuda hiçbir hakka sahip değillerdir.” Bu sözler, kadının toplumdaki geleneksel rolünü nasıl pekiştirdiğini ve eşitlik ilkesinin ne kadar uzağında olduğunu açıkça gösteriyor.
Sonuç
Mirastan eşe düşen pay, yalnızca hukuki bir mesele değildir; aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletin bir yansımasıdır. Eşe düşen payın dağılımı, farklı toplumsal cinsiyet rolleri, etnik kökenler ve sınıfsal yapılarla şekillenir. Her ne kadar yasal düzenlemeler bu konuda bazı hakları teminat altına almış olsa da, günlük hayattaki toplumsal normlar, kişilerin miras paylarını eşit bir şekilde alıp almadığını doğrudan etkiler. Sosyal adalet, sadece kadınların değil, tüm toplumsal grupların eşit haklara sahip olmasını gerektirir. Bu bağlamda, miras paylaşımında toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, etnik farkları ve sınıfsal eşitsizlikleri göz önünde bulundurarak daha adil bir sistemin kurulması önemlidir.